KAYDIR

Darül Erkam Nedir?

Darül Erkam Nedir

Resûlullâh Efendimiz, peygamberliğinin ilk yıllarında İslâm’ı açıkça duyurmak yerine hikmetli bir yol takip etmiş, teblîğini yaklaşık üç yıl boyunca gizlilik esasına dayalı olarak sürdürmüştür. Bu dönemde dâveti kabul edenlerden, henüz iman etmemiş kimselere bu meseleyi açmamalarını istemiştir. Bu tutum, korkuya dayalı değil; ilâhî emirlerin zamanlamasına ve dînî maslahatlara riayet etme hassâsiyetinin bir sonucuydu.

İslâm’ın bu ilk safhasında, Erkam bin Ebî’l-Erkam (r.a.)’ın Müslüman oluşu bir dönüm noktası olmuştur. Onun Mekke’deki evi, Ashâb-ı Kirâm’ın güvenle bir araya geldiği, vahyin öğretildiği ve İslâmî şahsiyetlerin inşâ edildiği müstesnâ bir mekân hâline gelmiştir.

Dârü’l-Erkam Nerede?

“Dârü’l-İslâm” ismiyle de anılan Dârü’l-Erkam, Mekke’de Safâ Tepesi civarında yer almaktaydı. Bu mübârek ev, müşriklerin baskılarından uzak, tebliğ ve talim için güvenli bir merkez vazifesi görüyordu. Peygamber Efendimiz burada Kur’ân-ı Kerîm’i okur, âyetleri izah eder ve yeni Müslüman olan sahâbîlere îman esaslarını öğretirdi. Aynı zamanda cemaatle namazlar burada edâ edilirdi.

İslâm’la ilk kez bu evde tanışan pek çok kişi olmuş, Dârü’l-Erkam, nübüvvetin altıncı yılında Hazret-i Ömer’in (r.a.) Müslüman oluşuna kadar İslâmî faaliyetin kalbi konumunu korumuştur.

Erkam bin Ebî’l-Erkam’ın Vakıf Anlayışı

Erkam (r.a.), bu kutlu mekânı daha sonra vakfederek onu şahsî mülkiyet olmaktan çıkarmış ve ümmete tahsis etmiştir. Vakfiyesinde, evin Harem-i Şerîf sınırları içerisinde yer aldığını vurgulamış; bu sebeple satılamayacağını ve miras yoluyla devredilemeyeceğini açıkça belirtmiştir. Böylece Dârü’l-Erkam, maddî değil mânevî bir emânet olarak tarihe geçmiştir. Günümüzde ise bu ev, Suûdî Arabistan yönetimi tarafından yıkılmış ve Harem-i Şerîf sahasına dâhil edilmiştir. Bu durum, mekânın fiilen olmasa da mânen aslına döndüğü şeklinde yorumlanmaktadır.

Dârü’l-Erkam’ın İslâm Tarihindeki Yeri ve Önemi

Dârü’l-Erkam, sadece bir ev değil; İslâm’ın ilk eğitim merkezi, ilk tebliğ halkası ve ilk manevî mektebidir. Gizli davet döneminde bu evde yapılan çalışmalar, İslâm toplumunun temellerini atmıştır. Henüz imanları yeni filizlenen, çoğu fakir ve kimsesiz Müslümanların korunması bu yöntemle mümkün olmuştur. Eğer davet erken dönemde alenîleştirilseydi, bu zayıf müminler ağır baskılarla karşı karşıya kalabilir, hatta İslâm’ın yayılışı daha başında sekteye uğrayabilirdi.

Dârü’l-Erkam Tecrübesinden Çıkarılacak İslâmî İlkeler

Bu tarihî hâdiseden, kıyâmete kadar geçerliliğini koruyacak bazı temel esaslar ortaya çıkmaktadır:

  • Gizlilik, şartlar gerektirdiğinde bir davanın en güçlü dayanaklarından biri olabilir.
  • Eğitim ve irşad, toplumsal, dinî ve fikrî dönüşümlerin vazgeçilmez ilk adımıdır.
  • Nitelikli fertler, ancak sağlam bir ahlâk, doğru bir anlayış ve sahih bir bilgiyle yetiştirilebilir.
  • İslâm’ın yayılması veya yeniden ihyâ edilmesi hedeflenen her faaliyette, Resûlullâh Efendimiz’in bu uygulaması rehber edinilmelidir.

Dârü’l-Erkam, İslâm’ın sessiz ama derin bir şekilde kök saldığı; ilim, sabır ve hikmetle inşâ edilen ilk merkezdir. Bu örnek, bugün de İslâmî çalışmaların usûl ve istikametini tayin eden en sağlam kaynaklardan biri olmaya devam etmektedir.

İlginizi Çekebilir: Rükün Nedir?

Comments are closed

Müşteri temsilcimize soru sormak için tıklayın 444 70 50