Nankörlük, Kur’an-ı Kerim’de sadece nimeti görmezden gelmek anlamında kullanılmaz. Aynı zamanda inkâr, yüz çevirme, verilen lütufları unutma, darlıkta Allah’a yönelip genişlikte O’ndan uzaklaşma gibi tavırları da içine alır. Nankörlük ile ilgili ayetler, insanın kimi zaman nimeti unutan, kimi zaman sıkıntı geçince eski haline dönen, kimi zaman da açık delillere rağmen hakikati reddeden bir tavra sürüklendiği görülür.
Bakara / 152. Ayet
فَاذْكُرُون۪ٓي اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا ل۪ي وَلَا تَكْفُرُونِ۟
Meali: Siz Allah’ı anın ki O da sizi rahmetiyle ansın. O’na şükredin, nimet karşısında nankörlük yoluna girmeyin.
İbrahim / 7. Ayet
وَاِذْ تَاَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَز۪يدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ
Meali: Rabbiniz size şu gerçeği bildirmişti: Şükrederseniz size verdiğim nimetleri artırırım. Nankörlük ederseniz azabım gerçekten çetindir.
Neml / 40. Ayet
قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ
Meali: Kitaptan bilgi sahibi olan kişi, onu göz açıp kapayıncaya kadar getirebileceğini söyledi. Süleyman tahtı yanında görünce bunun Rabbinden gelen bir lütuf olduğunu ifade etti ve bunun bir imtihan olduğunu belirtti. Şükreden kendi lehine şükretmiş olur. Nankörlük eden bilsin ki Rabbim hiçbir şeye muhtaç değildir, keremi boldur.
İnsan / 3. Ayet
اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّب۪يلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا
Meali: Biz insana yolu gösterdik. Artık o ya şükreden biri olur ya da nankörlüğü seçer.
İbrahim / 34. Ayet
وَاٰتٰيكُمْ مِنْ كُلِّ مَا سَاَلْتُمُوهُۜ وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَتَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَاۜ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ۟
Meali: Allah size istediğiniz nice nimeti verdi. O’nun nimetlerini saymaya kalksanız bitiremezsiniz. Yine de insan çoğu zaman haddi aşan ve nimeti inkâr eden bir tavra düşer.
Hûd / 9. Ayet
وَلَئِنْ اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَاهَا مِنْهُۚ اِنَّهُ لَيَؤُ۫سٌ كَفُورٌ
Meali: İnsana tarafımızdan bir rahmet tattırıp sonra onu geri aldığımızda, o hemen umutsuzluğa kapılır ve nankör bir hale bürünür.
Hac / 66. Ayet
وَهُوَ الَّذ۪ٓي اَحْيَاكُمْۘ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْۜ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَكَفُورٌ
Meali: Size hayat veren, sonra sizi öldürecek ve yeniden diriltecek olan Allah’tır. Buna rağmen insan yine de çok nankördür.
Şûrâ / 48. Ayet
فَاِنْ اَعْرَضُوا فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَف۪يظًاۜ اِنْ عَلَيْكَ اِلَّا الْبَلَاغُۜ وَاِنَّٓا اِذَٓا اَذَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ فَاِنَّ الْاِنْسَانَ كَفُورٌ
Meali: Eğer yüz çevirirlerse sana düşen sadece tebliğdir. İnsana bir rahmet tattırıldığında onunla sevinir. Fakat kendi yaptıkları yüzünden başına sıkıntı gelince hemen nankörleşir.
Abese / 17. Ayet
قُتِلَ الْاِنْسَانُ مَٓا اَكْفَرَهُۜ
Meali: Kahrolası insan, ne kadar da nankör davranır.
Âdiyât / 6. Ayet
اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّه۪ لَكَنُودٌۚ
Meali: İnsan, Rabbine karşı gerçekten çok nankördür.
Zuhruf / 15. Ayet
وَجَعَلُوا لَهُ مِنْ عِبَادِه۪ جُزْءًاۜ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَكَفُورٌ مُب۪ينٌۜ
Meali: İnsanlar kullardan bazılarını Allah’a nispet ettiler. Doğrusu insan apaçık bir nankörlük gösterebilmektedir.
İsrâ / 67. Ayet
وَاِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فِي الْبَحْرِ ضَلَّ مَنْ تَدْعُونَ اِلَّٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا نَجّٰيكُمْ اِلَى الْبَرِّ اَعْرَضْتُمْۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ كَفُورًا
Meali: Denizde bir tehlikeyle karşılaşınca Allah’tan başkasını unutup yalnız O’na yalvarırsınız. Sizi karaya çıkarıp kurtardığında ise yüz çevirirsiniz. İnsan işte böylesine nankör olabilmektedir.
İsrâ / 69. Ayet
اَمْ اَمِنْتُمْ اَنْ يُع۪يدَكُمْ ف۪يهِ تَارَةً اُخْرٰى فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفًا مِنَ الرّ۪يحِ فَيُغْرِقَكُمْ بِمَا كَفَرْتُمْۙ ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ عَلَيْنَا بِه۪ تَب۪يعًا
Meali: Yoksa sizi yeniden denize döndürüp şiddetli bir fırtına göndererek nankörlüğünüz sebebiyle boğmayacağından emin misiniz. O zaman sizi savunacak kimse de bulamazsınız.
Lokman / 32. Ayet
وَاِذَا غَشِيَهُمْ مَوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۜ وَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَٓا اِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ
Meali: Dalgalar onları dağlar gibi kuşattığında samimi şekilde Allah’a yönelirler. Allah onları kurtarıp karaya çıkardığında içlerinden ancak bir kısmı dengeli kalır. Allah’ın ayetlerini ise daha çok sözünde durmayan ve nankör kimseler inkâr eder.
Rûm / 51. Ayet
وَلَئِنْ اَرْسَلْنَا ر۪يحًا فَرَاَوْهُ مُصْفَرًّا لَظَلُّوا مِنْ بَعْدِه۪ يَكْفُرُونَ
Meali: Eğer bir rüzgâr göndersek de ekinlerini sararmış görseler, arkasından yine nankörlüğe dönerler.
Furkan / 50. Ayet
وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُواۘ فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُورًا
Meali: Yağmuru insanlar arasında türlü şekillerde dolaştırdık ki düşünüp ibret alsınlar. Fakat insanların çoğu yine de nankörlükten vazgeçmedi.
Nahl / 112. Ayet
وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ اٰمِنَةً مُطْمَئِنَّةً يَأْت۪يهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِنْ كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِاَنْعُمِ اللّٰهِ فَاَذَاقَهَا اللّٰهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ
Meali: Allah, güven içinde yaşayan, her yandan bol rızık bulan bir memleketi örnek verir. Oranın halkı nimetlere nankörlük edince Allah da onlara açlık ve korku tattırdı.
Sebe’ / 17. Ayet
ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِمَا كَفَرُواۜ وَهَلْ نُجَاز۪ٓي اِلَّا الْكَفُورَ
Meali: Onları nankörlükleri sebebiyle böyle cezalandırdık. Zaten böylesi ağır karşılık daha çok nankörlükte direnenlere verilir.
Ankebût / 67. Ayet
اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا اٰمِنًا وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْۜ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ يَكْفُرُونَ
Meali: Çevrelerinde güvensizlik varken yaşadıkları bölgeyi emniyet yurdu haline getirdiğimizi görmüyorlar mı. Buna rağmen batıla yönelip Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük etmeye devam ediyorlar.
Nahl / 55. Ayet
لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۜ فَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
Meali: Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkâr etsinler diye böyle davranırlar. Bir süre faydalansınlar, yakında gerçeği anlayacaklardır.
Ankebût / 66. Ayet
لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۙ وَلِيَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Meali: Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler ve bir müddet oyalanıp dursunlar. Yakında yaptıklarının sonucuyla yüzleşeceklerdir.
Rûm / 34. Ayet
لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۜ فَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
Meali: Verdiğimiz nimetleri inkâr edip dünya ile oyalanırlar. Fakat çok geçmeden bunun nereye vardığını anlayacaklardır.
Ra’d / 30. Ayet
كَذٰلِكَ اَرْسَلْنَاكَ ف۪ٓي اُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهَٓا اُمَمٌ لِتَتْلُوَ۬ا عَلَيْهِمُ الَّذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِالرَّحْمٰنِۜ قُلْ هُوَ رَبّ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَاِلَيْهِ مَتَابِ
Meali: Seni, senden önce nice toplumların gelip geçtiği bir topluma gönderdik ki vahyi onlara okuyasın. Fakat onlar Rahman olan Allah’ı inkâr ediyorlar. De ki, O benim Rabbimdir, O’ndan başka ilah yoktur. Dayanağım da dönüşüm de O’nadır.
Tevbe / 80. Ayet
اِسْتَغْفِرْ لَهُمْ اَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْۜ اِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْع۪ينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَهُمْۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۜ وَاللّٰهُ لَا يُهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟
Meali: Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de fark etmez. Çünkü Allah’ı ve Rasûlü’nü inkâr ettikleri için Allah onları bağışlamaz. Allah yoldan çıkan topluluğu doğruya iletmez.
Hac / 38. Ayet
اِنَّ اللّٰهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ۟
Meali: Allah iman edenleri korur. O, hainlik eden ve nankörlükte ısrar eden hiç kimseyi sevmez.
Kaf / 24. Ayet
اَلْقِيَا ف۪ي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَن۪يدٍۙ
Meali: İnatla inkâr eden her nankör kimse cehenneme atılacaktır.
Fâtır / 36. Ayet
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَۚ لَا يُقْضٰى عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ مِنْ عَذَابِهَاۜ كَذٰلِكَ نَجْز۪ي كُلَّ كَفُورٍۚ
Meali: İnkâr edenler için cehennem ateşi vardır. Ne ölüp kurtulurlar ne de azapları hafifletilir. Nankörlükte ısrar edenlerin karşılığı işte böyledir.
İnsan / 24. Ayet
فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ اٰثِمًا اَوْ كَفُورًاۚ
Meali: Rabbinin hükmünü bekleyerek sabret. Onlardan günahkâr ya da nankör olan hiçbir kimseye boyun eğme.
İnşikak / 22. Ayet
بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُكَذِّبُونَۘ
Meali: İnkâr edenler gerçeği yalanlamayı sürdürür.
İsrâ / 27. Ayet
اِنَّ الْمُبَذِّر۪ينَ كَانُٓوا اِخْوَانَ الشَّيَاط۪ينِۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّه۪ كَفُورًا
Meali: Savurganlık yapanlar şeytanın izinden gidenlerdir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.
Şuarâ / 19. Ayet
وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ الَّت۪ي فَعَلْتَ وَاَنْتَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ
Meali: Sen yaptığını yaptın ve nankörlerden biri oldun denilerek Musa’ya itham yöneltildi.
Kamer / 14. Ayet
تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ
Meali: Gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. Bu, değeri bilinmeyen ve inkâra uğrayan kulumuz için bir karşılıktı.
Enbiyâ / 94. Ayet
فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِه۪ۚ وَاِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ
Meali: İman etmiş olarak iyi işler yapan kimsenin emeği boşa gitmez. Biz onun yaptıklarını eksiksiz kaydetmekteyiz.

